HomeŞanlıurfaGündem

TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASINDAYIZ

Gazeteci ve yazar İbrahim Halil Aslan’ın tespit ve önerileri Türkiye, son yılların en önemli ve kritik süreçlerinden birinden geçiyor. Alınan kara

BAŞHEKİMLİK Mİ, SİYASİ GÜÇ YARIŞI MI
AKÇAKALE DERNEK BAŞKANI MÜSLÜM ETGÜ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJI

Gazeteci ve yazar İbrahim Halil Aslan’ın tespit ve önerileri

Türkiye, son yılların en önemli ve kritik süreçlerinden birinden geçiyor. Alınan kararlar ve atılan adımlar yalnızca bugünü değil, ülkenin yarınını ve gelecek nesillerin hayatını da doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Toplumun farklı kesimlerinde sürece ilişkin farklı beklentiler bulunuyor. Kimi vatandaş umutlu, kimi gelişmeleri temkinli bir şekilde takip ediyor, kimi vatandaşlarımız ise haklı olarak endişelerini dile getiriyor. Bu nedenle böylesine hassas bir dönemde siyasette atılan her adımın ve yapılan her açıklamanın büyük önem taşıdığı açık.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Kaybedecek vaktimiz yoktur” vurgusu da sürecin aciliyetine dikkat çekiyor. Bahçeli’nin yaklaşımına göre mesele yalnızca bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesinden ibaret değil. Asıl önemli olan, devlet kurumlarının süreci hızlı, koordineli ve kararlı biçimde yürütmesi ve hiçbir kesimin bu hassas dönemi kişisel veya siyasi çıkarları doğrultusunda istismar etmemesi.
ASIL MESELE: YENİ BİR DÖNEM BAŞLATMAK
Burada sorulması gereken temel soru şudur:
Türkiye, yıllardır ağır bedeller ödediği terör sorununda kalıcı bir huzur ve güven dönemine geçebilecek mi?
“Terörsüz Türkiye” hedefi, yalnızca güvenlik politikaları açısından değil; ekonomik kalkınma, toplumsal huzur, bölgesel refah ve Türkiye’nin geleceği açısından da büyük önem taşıyor.
Ancak böylesine büyük bir hedefe ulaşmak için yalnızca hızlı hareket etmek yeterli değildir. Sürecin şeffaf, hukuka uygun, kamuoyuna açık ve toplumsal hassasiyetleri gözeten bir anlayışla yürütülmesi gerekir.
Devletin kurumları arasındaki koordinasyon güçlendirilmeli, kamuoyunda oluşabilecek soru işaretleri açık ve anlaşılır biçimde giderilmelidir. Milletin endişeleri küçümsenmemeli; vatandaşın kaygıları dinlenmeli ve sürecin amacı doğru şekilde anlatılmalıdır.
Çünkü toplumsal desteği ve güveni güçlü olmayan hiçbir büyük dönüşümün kalıcı başarıya ulaşması kolay değildir.
HIZ KADAR GÜVEN DE ÖNEMLİ
Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat bulunduğu kadar ciddi bir sorumluluk da bulunmaktadır.
Bu süreçte atılacak her adımın şehit yakınlarının, gazilerin, terör mağdurlarının ve toplumun bütün kesimlerinin hassasiyetleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Amaç; geçmişte yaşanan acıları unutturmak değil, aynı acıların yeniden yaşanmayacağı bir Türkiye inşa etmek olmalıdır.
Türkiye artık sadece “ne yapılacağını” değil, “nasıl yapılacağını” da konuşmalıdır.
GAZETECİNİN GÖREVİ
Böylesine kritik dönemlerde gazeteciliğin sorumluluğu daha da artmaktadır.
Gazetecinin görevi bir tarafın sözcülüğünü yapmak değil; gelişmeleri araştırmak, iddiaları doğrulamak, kamuoyunun merak ettiği soruların peşine düşmek ve doğru bilgiyi tarafsız biçimde vatandaşlara aktarmaktır.
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bu süreçte toplumun bilgi alma hakkı her şeyden önce gelmelidir.
SONUÇ: YENİ BİR YOLUN BAŞLANGICI
Türkiye bugün yalnızca bir yol ayrımında değildir; aynı zamanda yeni bir dönemin başlangıç noktasındadır.
Asıl mesele, bu sürecin Türkiye’yi nasıl bir geleceğe taşıyacağıdır.
Daha huzurlu, daha güvenli, daha güçlü ve terörün olmadığı bir Türkiye hedefi, toplumun bütün kesimlerinin ortak beklentisi olabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için akıl, hukuk, şeffaflık, toplumsal mutabakat ve devlet ciddiyeti birlikte hareket etmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bugünü kurtarmak değil; yarının Türkiye’sini inşa etmektir.
İbrahim Halil Aslan
Gazeteci – Yazar.

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: