HomeŞanlıurfaGündem

Tarihin sessiz tanığı ve Taşların Şahitliği ile, Yusuf’un dilinden Soğmatar.

Ben, Soğmatarlı Yusuf…Bu topraklarda doğdum ben. Taşın dilini, rüzgârın sesini, gecenin sessizliğini dinleyerek büyüdüm. İnsan başka yerlerde sokakla

Ovanın Yükselen Siyasi Gücü İsa Akdağ’dan 11 Nisan Mesajı
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak Görevine Devam Ediyor
Şanlıurfa’lı 3 Vekile Kritik Görev

Ben, Soğmatarlı Yusuf…
Bu topraklarda doğdum ben. Taşın dilini, rüzgârın sesini, gecenin sessizliğini dinleyerek büyüdüm. İnsan başka yerlerde sokakların gürültüsüne alışır belki, biz burada gökyüzüne alışırız. Çünkü Soğmatar’da insan başını kaldırmadan yaşayamaz.
Yolunuz bir gün buraya düşerse, yalnızca eski taşlar görmeyeceksiniz. Bir zamanın nefesini hissedeceksiniz. Güneşin kavurduğu kayaların arasında çocukluğumu göreceksiniz mesela… Yaz sıcağında gölge aradığımız o taş diplerini, kış gecelerinde rüzgârın uğultusuna karışan sessizliği…
Burası öyle gösterişli bir yer değildir. İnsan ilk bakışta anlam veremez belki. Ama biraz durunca, taşların susmadığını fark eder. Çünkü her kayanın üstünde bir iz vardır burada. Kimi unutulmuş bir dua gibi… Kimi yarım kalmış bir hikâye gibi…
Eskiler anlatırdı; bu tepelerde insanlar yıldızlara bakarak dua edermiş. Ay ışığında Sin Tapınağı’nın taşları parlar, gökyüzü sanki yeryüzüne biraz daha yaklaşırmış. Ben o zamanları görmedim. Ama geceleri tepelere çıktığımda, insanın içine aynı duygu düşüyor. Sanki yıldızlar burada başka parlar… Sanki gökyüzü Soğmatar’ın üstünde biraz daha yakındır.
Biz buraya “antik kent” demeyiz pek. Bizim için burası yurttur. Hafızadır. Dedelerimizin sesi, çocuklarımızın yarınıdır. Çünkü insan bazı yerlere yalnızca bakmaz; bazı yerlerin içinde yaşar.
Şimdi insanlar Şanlıurfa’ya geliyor, Göbekli Tepe’de fotoğraflar çekip dönüyorlar. Oysa biraz yollarını değiştirseler… Biraz toza, biraz sessizliğe razı olsalar… Soğmatar’a gelseler… İşte o zaman başka bir şey hissedecekler.
Çünkü Soğmatar gösterişli değildir ama gerçektir.
Ben bazen akşamüstü tepelerin üstüne çıkarım. Güneş yavaş yavaş inerken taşların rengi değişir. Sarıdan kızıllığa döner, sonra gece usulca toprağın üstüne serilir. O an anlarsınız… Burası sadece geçmişten kalan bir yer değildir. Burası yaşayan bir hatıradır.
Ve insan, o hatıranın içinde biraz kendini bulur.
Soğmatar’ı anlamak için tarih bilmeye gerek yoktur. Burada biraz durmanız yeter. Rüzgârı dinleyin… Gökyüzüne bakın… Taşlara dokunun…
Geri kalanını bu topraklar size zaten anlatır.
Ben Soğmatarlı Yusuf…
Ve size şunu söyleyebilirim: Bazı yerler anlatılmaz… Yaşanır.
Soğmatar da onlardan biri.

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: